Önsöz

1 Yorum

“Kendini bulmak istiyorsan, kendin için düşün.”

SOCRATES

Birlikteliğimizin ilk yazınsal parçası. Kısmen değerli kılınan dostluklar gibi. Okunsal metinlerin boğuşmasında galip gelebileceğimi umduğum ilk parçam. Şiir yazmaya başladığım ilk paragraftan itibaren sana sunduğum bir sıkkınlık. Sabredebilirsen biraz beni birazda kendini bulabilirsin. Basit ve saçmalık bir arada. Ben işte. daha meraklanacak bir mevzu söz konusu değil. Merhaba ZİYARETÇİ.

Olasılıklarla kaplı ruhumun yansımalarında kayboluyorum ansızın, yavaşça; acısız. Suyun üzerine yansıyan ve inatla hoş bir kare yakalama amacı güden kelimelerle sessizliğimi mühürlüyorum. Yalnızlığım hiç bu kadar ıssız ve gerçekten mutluluk verici olmamıştı. Evime dönmek. Her kafamı koyduğum yerde itinalı gerçeklikler yaratarak sevgi sellerinde boğulmak, öyle hoşnutluk buketleri yaratıyor ki zihnimde; engel olamadığım o tatminsiz gülüşüm eşlik ediyor benliğime. Yalnızım. Tüm gerçekliğime nazaran standart dışı kalmış nefes alışımla süregelen mutsuz, cahil, canı sıkkın ve bir o kadarda sürüngen hayatları idol seçmiş bir kimse olmamdan ötürü belki, iliklerime kadar hissettiğim bir başıboşluk hakim son zamanlarda ruhuma. Karmaşık cümlelerimin bile açıklayamadığı şekilde yalnızım. Derinden. Uysal. Böyle basit ve saçma vurdumduymazlıkları yazınsal manada dile getirmenin zorluğunu hissediyorum titreyen saç tellerimde. Bir el. Bir kutsal dokunuş belki beni geri getirecek. Ve sen. Ve benden uzaktaki benler mesela. Gidip gelen hayaller. Halüsinasyonlarla kaplı rüyalar da şimdi. Yalnızım. Görüyor musun? Görmek kadar bakmak eyleminin yüklemsel karmaşasında oturduğum krallar vari tahtların yoksulluğunu simgesel gerçekleriyle varlığımı kabul edemeyişim belki beni mutsuz kılan geçmişin hatırlanmayan hatıralarında. Ki mutluyum. Çünkü ana teması yalnızlık bu günlerin. Belki bir hafta belki bir ay belki de daha başka günlere dâhil olacak bir tanım güzelliklere rağmen yazmaya devam edişim. Hey güzel kız. Sende yalnız mısın acaba. Benim gibi hayata kattığın artılarla bile katma değere vadeli yoldan dâhil olduğunu göze alırsak, ağdalı cümlelerimle şizofrenik bir tavra hâkim olamayışımdı üşüyen duygularımdaki sonuçsuzluk kadar; iç çekişlerin deki kasveti göz yaşlarına emanet edişin . Bir kitabın önsözü olması için yazılan saçma sapan bir hipotez. Garip. Şık. Üzücü. Birazda gözleri kapalı olduğu vakit ürken bir başak gibi. Kim bilir belki onlarda yalnızlardır. Benim gibi. Yada bu kitabı okumaya başlayan senler gibi. Ama mutsuz olan her yalnızdan aldığım zerre payla mutluyum şimdi. Kız kulesi yalnızlıklarımda saklı vefasızlığım. Öyle çünkü. Mutluyum. Soyut kalmış gözlerimin aynada ki benlere yansıyış biçimi kadar fütursuz, bir baskülün hayallerimi tartamayacağı gerçeği kadar acı ve sözcüklerin diziliş oyunlarına istinaden bir otobüs yolculuğunda çapraz koltuk kadar hayali arkadaşlıkların saklı oluşu kadar mutluluğum. Paha biçilemez, binlerce kez dikkat çekmek adına yazdığım cümlelerime anlatmak kadar hor görülemez gerçekliğim. Lakin. MUTLUYUM.

Furkan DİNÇ

Sevdiklerinizle paylaşmanız dileğiyle.

Kitabı okumak için tıklayınız.

Yoktun Zaten

Yorum bırakın

Yoktun Zaten

Senden uzaklaşan bir mitralyöz misali hayal et yokluğumu çatlayan dudaklarında.
Yanına yaklaştıkça kaybolsun hafiften gökyüzünde bacalarımdan çıkan islerim.
Ellerimi tutmasın saçların bu sefer. Git. Git ki bende kalabileyim kendim de.
Martılarla eşlik et ve atılan bir simit parçası ol yüreğimde uçuşan maviliğe doğru.
Şimdi git. Bense kalabileyim sana dokunan hayallerin başucu yalnızlıklarında.
Öylece. Durgun bakışlı, soluksuz ve bir başınalığın karanlıklarında sessiz.

Seyretmek

Yorum bırakın

Seyretmek

Sana bakmakla sürgüne gönderilseydi kelimeler,
Hiç bir anlamı kalmazdı iflasın eşiğindeki gülüşlerimin
Gülmeyeceğim bu gece. Nede hüzünleneceğim.
Seyretmek zor bir şey demişlerdi ya.
İşte deneyeceğim. Seni seyredeceğim.
Ufukta saklı yalnızlığı seyreder gibi süzeceğim gözlerimle.
Öyle işte her bir saç telini inceleyeceğim.
Sonra gözlerine geldi mi sıra perilerden bahsedeceğim kulaklarına.
Hafifçe fısıltılarıma eşlik edecek bu sefer fotoğrafın.
Suretim manasızken en derin ve en güzel anlamları yükleyecek tebessümün.
Arzularımda olacak sana dair.
Belki gerçekten senin karşından seni seyretmek adına.
Yâda sen daha iyi bilirsin ya hani;
Gerçekten aşkımın manzarasında,
Tebessümünle kaybolmak sonsuzlukta.

“Sis”

1 Yorum

“Sis”

Öyle ki arar oluruz ansızın bir çift göz.
Sahipsiz bakışların acısız sonu olmak isteriz.
Ağlamadan uzaklara dalan gözler.
Ki hapsolmuş bir çift hayal olsun isteriz.
Durmasın aksın dilekler gözpınarlarından,
Ardı sıra gelsin hayaller habersiz,
Ve de “gibi”lerle uğurlasın bu şehr-i virandan
Martılar boğuşsun rüzgârla sessiz.
Bir sefer olsun ezgiler eşlik etsin şiirlere
Kumsalda yanan ateşin karanlığında eşsiz,
Şimdi deniz. Şu anda deniz doğsun gözlerine;
Acının bulduğu vücut bende renksiz.
Gibi ”siz” .

Bir Masal; AŞK

Yorum bırakın

Bir Masal; AŞK

Yıllar önceydi değil mi sana masallarda anlatılan aşk.
Hani her seferinde prenses kavuşurdu beyaz atlı prensine.
Tatlı ve hoş bir müzikte olurdu arka fonda ki; ebeveynlerin duymasa bile,
Kulaklarında çınlar dururdu her öptüğünde prensesi.
Şimdi seviliyorsun belki. Hasret gibi bir acıda çekiyorsun sanki.
Ama büyüdün değil mi?
Sen böyle olsun istiyorsun değil mi?
Büyümek.
Oysa ne kadar da kolay. Ne kadar aciz bir şey.
İnsanlar zaten hep büyümek isterler.
Ve büyürler sonra küçülmek isterler.
Gençliğini ararlar.
Ama aradaki imkânsızlıkları görmezler.
Neyse martı ruhlum sanki sende büyümüş gibisin.
Ve masallarda yok artık eskisi gibi değil mi?
İster misin sana bir İstanbul masalı anlatmamı?
Prensesin sen olduğu ve gerçek aşkın sahibinde anlam bulduğunu?
Merak ediyorsun değil mi?
Şimdi kalk ve en yakın su birikintisine git ve kendini gör orada.
Aynalar tam berraklığı yansıttığı için egoistlik yarata bilir.
Ama en saf su bile gerçeği yansıttığı için aşkın anlamını bulmana yardımcı olabilir.
Şimdi masalı ol bu gencin ve bitmesin hiçbir zaman.
Büyümeyelim birlikte. Baş başa kalalım an be an.

Martı

Yorum bırakın

Martı

Sıcak bir temmuz gecesi ve şarkılarımlayım.
Senden sonra kalan yalnızlığımla karşılıklı oturmaktayım.
Bir ben söyleniyorum. Bir o dinlemiş numarası yapıyor.
Bazen kulağına fısıldıyorum ki duymasın zifiri karanlık.
Az ileride kavak ağaçları yapraklarını dikmiş bizi seyrediyor.
Sanki hiçbir işi yokta gecenin 3ünde kapı dinliyor.
Toprak ana hiç mi terbiye vermemiş bunlara.
Esasen efendim zaten hafiften uyku bastırıyor.
Bakar mısın kahvem de dibini bulmuş ağıt yakıyor.
Ayaklarım altından kaymaya yer ararken dünya;
Hayallerimdeki yarattığım denizimden bir martı kaçıyor.
İşte uçuyor kaçtığı mavilikten beyaz kanatlarıyla.
Deliyor gecenin siyah örtüsünü ay ışığının yansımasıyla
Beyaz hayalleriyle mavilik sanıyor ya buraları.
Yanılıyor. Ama söyleyemiyoruz yalnızlığımla ben.
Çünkü inanır mısın; ?
O kadar hasret kalmışım ki uykusuz hayal görmeye,
Ama dur biraz martım benden uzaklaşıyor.
Evet, tuvalimden mavi rengim ağlıyor.
Ve oda yalnız artık hasretlere vurgun denizim durgunlaşıyor.

Düşbaz

Yorum bırakın

Düşbaz

Gözlerinde okunuyor sevinç rüzgârları.
Bugün hiç diğerleri gibi bakmıyorsun güneş.
Küsmüşsün dünyaya perdeler inmiş gözlerine bulutlardan.
Ağlamıyorum diyorsun fakat düşüyor toprağa usulca yağmurların.
Saklanıyorum sanıyorsun ama gün her zamankinden daha aydınlık.
Yani diyeceğim o ki düşbaz sürgünü yeşil gözlüm;
Sen her ne kadar saklandığını zannetsen de;
Gün doğduğu sürece senin varlığından emin olacağım.

Ötesi Yok 1/2

Yorum bırakın

Ötesi Yok 1/2

Yok, olmamalıydın düşlerimden.
Esirgedin ya bir gülüşünden,
Şimdi bende yokum artık.
Gidiyorum bir toz zerreciği gibi;
Rüzgârımla, hüznümle, özlemimle ve sensizlikle
Gidiyorum o âşık olduğum şehrimden
Artık bende kalmıyorum.

Böyle Bir Duygu

Yorum bırakın

Böyle Bir Duygu

Gene yağmur ıslattı her bir saç telimi
İstemiyorum diyorum sıkıldım dışarı çıkmıyorum
Ama kendine çekiyor beni yağmur zerrecikleri
Gittiğini fısıldadılar sonra dolanırken tenhalarda
Anlamını mı kaybetti ne oldu bilmiyorum içimdeki sevgi
Yavaşça kayboluşlara hasret kaldı ruhumdaki sevi
Sonra göğsümün sol yanı ağrır oldu canım yandı birden
Kalp atışları da küstü bedenime sensizlik içinde kayboldu
Bedenimin ısısı yükseldi yağmur altında
Tenime değen her su damlası yok oldu anında
Sen geldin aklıma;yaşama sevincim geldi,
Bu birbirinden kopuk ve küs kelimeler bile haykırmak istedi
Ah be inci tanesi;
Bir dili olsa da konuşsa bu aciz benzetmeler,
Uzunca yazılan saçma sapan hikâyeler…

“-mek, -mak”

Yorum bırakın

“-mek, -mak”

Karanlıklarda gölge olmak gibi seni sevmek,
Karmaşık ve flu şekilde izlemek,
Sen olduğun sürece bu aşk nehrinde sürüklenmek,
Her bakışta yıldızların güzelliğinde seni görmek,
İmkânsız ve tarifi zor bir şey seni sevmek,
Başkasını görmezken bu gözlerle aşkı görmek,
Bir maviye hasretken seninle ölmek,
Kusursuzca var edilmiş aşkın tanımısın sen melek…

Older Entries